10/11/2024
Her sabah aynaya bakıyoruz ve düşünüyoruz;
Anne ve babalarımız, kendi güzel hayallerini gerçekleştirmek, huzuru sağlamak ve uygar bir yaşam sürmek umuduyla bizi dünyaya davet etti; biz de bu daveti kabul ederek gözlerimizi dünyaya açtık.
Kendimizi, kalplerimizin en huzurlu atışıyla ve benliklerimizi en yüce haliyle yaşamak, büyümek, gelişmek ve hayatın hakkını vererek “devranlara yol almak” istiyoruz. Haliyle, bağımsız ve özgür yaşamamız elzemdir; maddeyi, evreni ve varlığımızın anlamı kavramalı, değerlerimizi yaşatan ve çalışkan bir iradeye sahip olmalıyız. Büyük bir azim ve enerjiyle ileriye adım atıyoruz; eğitimimizde, meslek hayatımızda, sosyal ve iş yaşamımızda verdiğimiz emeğin karşılığını alarak olgunlaşan ruhumuz ve alın terimizle, onurlu bir hayat sürüyoruz.
Bugün, bu hayali hayatta tutabilmek “ulusal ailemizin” birçok ferdi için ne kadar zor görünse de, 1881’de Selanik’te dünyaya yıldız gibi parlayan gözleriyle doğan Mustafa Kemal Atatürk’ün, küresel emperyalizmin tüm şiddeti ve sinsiliğine rağmen bizlere birbirine bağlı yaşayan ve koruyan, barışçıl millet olma “şansını” verdi. Atatürk, Türk Milletine, düşmanlarına karşı cesaretle durabilme gücü ve azmi verdi, hala veriyor. Benliğini tüm varlığıyla milletine adamış, savaşlar ve devrimlerle dolu bu ömrü boyunca, bize hala “bir aile olabilmeyi” öğretiyor.
Bugün dünya, Atatürk ve Yüce Türk Milleti’nin birbirine olan bağlılığına “gıpta” ile bakıyor.
Atatürk, dünyaya, “insanlığın yüksek ruhu” uğruna savaşan bir milletin neler başarabileceğini açıkça göstererek liderlik, akıl hocalığı ve komutanlık etti.
10 Kasım 1938, onun bedenen istirahatinin başlangıcı ve bizlerin, yani Türk milletinin, Atatürk’ün emanetlerine sahip çıkma kararlılığımızın başladığı tarihtir.
“Atamızı derin bir saygı ve sonsuz bir minnetle anıyor, ruhundaki gücü yaşamımızın her anında hissediyoruz.”
Saygılarımızla,
100.Yıl Meze Evi’ni, bu ideallerin ışığında, sevgiyle ve inançla işleten ve üreten biz, Serkan & Burcu Alemdar,
ve tüm Ailemiz, Türk Milletimiz ile…